Eğer bir şeyleri çok
genç yaşta tecrübe ederseniz ve o tecrübe sizin en yüksek noktanız ise geri
kalan bütün hayatınızı ara ara gelen depresyonlarla geçirirsiniz. 8 yıl önce
başlayan bu serüvenin 5 yılının çok kısıtlı bir zamanını mutsuzlukla geçirdim.
Ama hiç kimsenin, hiçbir şeyin, hiçbir tecrübenin onun yerini tutmadığını
anladığım zamandan beri kısıtlı zaman, uzun bir zamana dönüştü.
İnsan gerçekten
hayatı boyunca tek bir kişiye aşık oluyormuş. Hayatıma ondan sonra çok güzel
insanlar soktum. Çok güzel şeyler de yaşadım. Mutlu da oldum! Aklıma bile
gelmediği çok zaman oldu. Ama bir sokaktan geçerken; yanından geçtiğin kişinin
parfümünden gelen tanıdık bir kokunun, yıllarca dinlemediğin bir şarkının
sözünü gördüğün o kırık duvarın, etlerini nasıl liğme liğme ettiğini, kalbini
nasıl sıktığını, nefes almakta nasıl zorlandığını çok iyi bilirim.
5 yıl boyunca onu hiç
görmedim. Sesini hiç duymadım. Ve yüzü yavaş yavaş silinmeye başlamıştı
hafızamda. Sesini zaten hiç hatırlayamıyordum. Üzüldüğünde, kızdığında,
sevindiğinde nasıl tepki verdiğini unutmuştum. Ta ki geçtiğimiz bir zaman
diliminde telefonun diğer ucunda onun sesini duyana dek. Önce sesini
hatırladım. Sonra yüzünü. Daha sonra konuşurken yaptığı ses tonlamalarını...
Sadece bir merhaba diyişinden hatırladım tüm bunları. Konuşma ilerledikçe
mimikleri geldi aklıma. Güldüğü zaman dudaklarının ne tarafa kıvrıldığı,
yanaklarında oluşan çizgilerini... Espri yaptığım zaman kafasını hafif arkaya
doğru götürüp güler, espri biraz nahoş ise öne doğru götürüp gözlerini
kapatarak gülerdi. Ama aradan 5 yıl geçti. En son hatırladığım halinin aynı
olması mümkün müydü? Mümkündü.
Onu görmek için
askerlik yapacağı yere gittim. Hiç bilmediğim bir yere... Gece 1 de yola çıktım
sabah 6 da oradaydım. 5 yılı 1 güne sığdırıp bütün özlemimi yine tek başıma gidermeye
çalıştım. Hayatına birini almak istemediğini de biliyordum oysa. Ama ona hiç,
son defa olacağını biliyormuşum gibi sarılmamıştım. Son defa olacağını
biliyormuşum gibi öpmemiştim. Bu sefer son defa olacağını bilerek sarılacaktım.
Uyuyup kalmışken uyandığımda beni izlediğini gördüm birkaç kez. Anlamlandırdım.
Gözlerimin içine baktığı zaman gözleri parlıyordu. Anlamlandırdım. Sarılırken
derin nefes aldı saçlarımı kokladı, anlamlandırdım. Askerdeyken her akşam
ailesinin yanında beni de aradı. Anlamlandırdım.
Askerden döndü.
Ailesinin evine gitti. Daha sonra kendi evine gitti. İşine devam etti. Hayatına
devam etti.,
Döndüğü zaman aramasını bekledim. Ailesiyle vakit
geçirmesini bekledim. İşini yoluna koymasını bekledim. Ve bekledim...
Anlamlandırmamalıydım...